Tuesday, September 19, 2006

MEĞER KİTAP YAZMAK NE KADAR KOLAYMIŞ! (22)


Bu sabah yürüyüşe çıktım. Düzene oturtmak istediğim şeylerden biri de bu. Eskiden işleri bahane ederdim. Baktım şimdi programımı ben yapıyorum, bahane kalmamış. Oturduğum semt, sabah yürüyüşleri için uygun bir yer. Verdim kendimi sabahın serinliğine.

Dönüşte kitapçılara uğradım. Bir kitap dikkatimi çekti, biraz karıştırdım. Bir de ne göreyim! Sayın yazar, yabancı bir yazarın kitabını almış okumuş ve özetini çıkarmış. Sonra da yeni bir kitap gibi piyasaya sürmüş. Sayın Yazar (!)özetini yaptığı kitabın adını kaynak olarak vermiş. ama kitabın kapağına da adını aslanlar gibi yazmış. Meğer kitap yazmak ne kolaymış da haberimiz yokmuş!

Aynı yayınevinden başka bir kitabı da görmüştüm. İnternette dolaşan hikâyeleri toplamışlar ve bir kitap oluşmuş. Buraya kadar sorun yok. Fakat kitabın kapağında, ismin önüne derleyen ya da seçen değil de "yazar" unvanı konmuş. Yayınevini aradım, sahiplerini tanıyorum, ama dışarıda oldukları için görüşemedim.

Hikâyeleri seçmek de bir iştir. Belki binlerce hikâye okumanız ve belli bir fikre odaklanarak aralarından seçmeler yapmanız gerekir. Fakat siz hâlâ derleyen kişisinizdir yazar değilsinizdir. Shakespeare gibi önceden var olan konuları ele alıp, yeniden yorumlarsanız o zaman da size yazar derler. Ama aynen alıp-derlemek, sadece derlemektir, yazmak değildir.

Ben İngilizce soru kitapları yazmıştım. Bu da 4500 soru demekti. Sadece İngilizce konusunda değil, öğrencilerin insanî birikimlerine de katkıda bulunsun amacıyla iki yıl uğraştım, binlerce sayfa dokuman okudum ya da gözden geçirdim. Kitapları sınav sistemine uygun olarak yazmakla birlikte içeriğin de besleyici olması açısından sanat, edebiyat sinema, ekonomi, şiir, sağlık vb. konuları içeren sorular yazdım. Kitapları düzelten bir tanıdığım, “Bu kitapları senin yazdığını bilmeden okusaydım, senin yazdığını anlardım” demişti.

Sinema üzerine bir kitabımı yeni tamamladım. Kitapta yer alan 20 filmin her birini ortalama olarak üç kere seyrettim. Belki de dışardan bakanlar “Ne güzel film seyrediyor, böyle yazarlığı herkes yapar” dediler. Ama bir filmi de üç, bazı filmleri beş kere seyretmek her zaman çok da eğlenceli değildi. Fakat kitap yazmanın kolayı varmış da haberimiz yokmuş. Kitaplığımda duran yüzlerce kitaptan birini al, özetini çıkar ve yayınevine ver. Gelsin paracıklar ve ün. Ama bu şekilde gönüllerini çalabildiğiniz bir okuyucu kitlesi sizi nereye götürür o başka bir konu.

Benim bloglarımdaki yazılarımda da başka kitaplardan esintiler var elbette. Ama sonunda bana ait olan bir yorum var. Bir kitabın özetini “benim kitabım” diye yayınlatmam sanırım. Başka bir kitabın özetini benim kitabım diye “yutturabildiğim” bir okuyucu kitlesiyle “işim” olmaz. Okuyucu dediğin sağlam olacak değil mi ama!

Herkesin bir kitlesi var. Beni alkışlayanları ben de alkışlayabilmeliyim, içimden gelmeli. Bu açıdan başka yerlerden para kazanıp-maddî beklenti olmadan özgürce-kendimce yazacağım. Özgürce yazmaktan kastım habire çam devirmek-başkalarını kızdırmak değil elbette. Fakat geçim derdiyle kitap özetlerini "kitabım" diye bastırmam hiç değilse!
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

No comments:

Post a Comment