Monday, April 28, 2008

ASLOLAN KİTAPTIR (35)


Amerika’da yaşayan bir öğrencim, orada Türkiye’ye tatile gelmeyi planlayan bir grup Amerikalı eğitimci ve öğrenciyle tanışır. Onların Türkiye gezisiyle ilgili organizasyonlarında eksikler olduğunu görür ve herhangi bir kâr amacı gütmeden, kendi tatilini bu yaklaşık 30 kişilik grubun Türkiye’ye geliş tarihlerine denk getirerek, yardımcı olmak amacıyla onlarla birlikte Türkiye’ye gelir.

Gruptakilerin çoğu eğitimci ve öğrenci oldukları için, bu insanlar: “Türkiye’ye gelmişken bir okul da ziyaret edelim. Eğitim sistemi hakkında biraz fikrimiz olsun” derler. Bu arzu üzerine öğrencim de bir okuldan randevu alarak, bu eğitimci ve öğrenci grubuyla birlikte bu okulu ziyarete gider.

Bu ziyaretçi grubuna okulu dolaştıran ve o okulda çalışmakta olan genç öğretmen, oldukça havalı olan bilgisayar laboratuarını gruba öncelikli olarak gezdirir. Oradan sonra, bu öğretmenin “kütüphane” dediği bir yere geçerler. Ama burası “tam takır, kuru bakır” bir yerdir. Yani bu salonda, sadece kendi hallerinde ve yalnızlıkları içinde baygın duran birkaç eski kitaptan başka hiçbir şey yoktur. Öğrencim bu manzara karşısında, salonun adını İngilizceye “kütüphabe” olarak değil de, “etüt-çalışma salonu” olarak tercüme eder. Çünkü boş raflarla dolu bu yeri “kütüphane” olarak tanıtmasının Amerikalı grupta şaşkınlık uyandıracağını düşünür.

Öğrencim, bu durumu daha sonra, onlara okulu dolaştıran genç öğretmene anlatınca, ilginç ve bir o kadar da düşündürücü bir cevap gelir: “Hocam okulumuzda internet laboratuarı var, öğrencilerin kitaplara ihtiyacı yok!”

Bu cevap öğrencimi çok şaşırtır ve üzer. Kendisi bu olayı bana anlatırken, Amerika’da her okulun internet imkânları yanında, çok güzel birer de kütüphanesi olduğunu söyledi ve internetin anavatanı olan Amerika’da kitabın her zaman merkez olma durumunun her zaman korunduğunu da belirtti. Başka bir deyişle Amerikalıları etkileyen şey, bir okuldaki internet imkânlarından çok, iyi bir kütüphaneymiş.

Amerika, internetin anavatanıdır. Bu ülkede internet, aklınıza gelebilecek her türlü amaç için kullanılmaktadır. Öğrencim bir ara bana şaka yollu: “Sadece internete erişim hızı bile sizin Amerika’da yaşamaya ikna eder!” demişti. İnternetin bu denli yaygın ve hızlı kullanılabildiği bir ülke olmasına rağmen, bu ülkede okullar ve üniversiteler kütüphanelerinin zenginliği konusunda birbirleriyle yarışıyorlarmış.

Kitaplara dokunabilir, sarılabilir, onları çizebilir, hatta koklayabilirsiniz. Sayfalarını çevirirken çıkan hışırtının bile okuyucuya verdiği ayrı bir tat vardır. Bir kitaba odaklanmak, bir cam ekranda tek bir konuya odaklanmaktan daha kolaydır. Çünkü o cam ekran, milyonlarca sayfa bilgiyi, milyonlarca görseli ve bir o kadar filmi içinde barındırmaktadır. Bu kalabalıkta bir şeye odaklanmak bazen çok, ama çok zordur.

İnsanlar bir zamanlar, “televizyon çıkınca sinema ve radyo çok yaşamazlar, ölürler” düşüncesine kapılmışlardı. Ne kadar yanıldıklarını sizler de biliyorsunuz! Şimdi bazı kişiler, aynı ilişkiyi internetle kitap arasında kuruyorlar! Masaüstü, avuç içi ve kucak üstü (yani diz üstü!) bilgisayarlarının ekranlarından her türlü bilgiye ulaşılabileceğini, hatta ekrandan e-kitap yani elektronik kitap da okunabileceğini söylüyorlar. Benim buna itirazım yok. Ama yeni bir oyuncak görünce elindekini hemen atıp, yeni oyuncağa sarılan çocuklar gibi, her yeni şeyi, eskiden beri kullandığımız bir şeyin predatörü-yok edicisi gibi algılamak bence zihinsel bir sorundur.

Metallica adlı müzik grubunun konserlerinde transistorlü ses yükselteçleri (amplifikatörler) yerine, eski model lambalı ses yükselteçleri kullandığını bir dergide okumuştum. Yani yeni olan bir şeyin, eskiden beri var olan bir şeyi mutlaka devreden çıkaracağını düşünmek bence yanlıştır. Özellikle internetle kitaplar arasında bu ilişki nasıl kuruluyor, bunu hiç anlamıyorum.

Kitaplar, ailelerin, örgütlerin, cemaatlerin kısaca her türlü kurumun felsefesini üyelerine ve diğer bireylerine nakletmek için kullanabilecekleri en can alıcı araçlar olmaya devam edecekler.

Bilgisayar ve internet benim dünyamda da yer almaya devam edecekler. Ama benim herhangi bir konudaki vukufiyetimin-uzmanlığımın yol haritasını çizen ana unsur kitaplardır.

Ben de bir internet kullanıcısı ve yayıncısıyım. Ama yanıp-sönen bannerlardan, açılan sayfalardan ve üzerime boca edilen bilgiden çok ama çok yorulduğumu hissetmeye başladım. 41 yaşındayım ve interneti amaçlarım konusunda sahip olduğum bir farkındalıkla kullanabildiğimi düşünüyorum. Fakat özellikle son zamanlarda yeniden kitaplara odaklanmaya başladım. Kendime bir okuma programı yaptım. Çünkü bilgiyi her yerden alabilmekle birlikte, vukufiyetin kitaplarla geldiğini düşünüyorum.

Dolayısıyla, bir gece kütüphanemi elden geçirip, ilgilendiğim konularla ilgili 7-8 kitap seçtim ve onları günlük programıma ekleyip-okumaya başladım. Kitaplarla olan bağım hiçbir zaman kopmamıştır. Ama yeni bir kararla ve yeni bir programla, okumaya başladım.

Dünyanın neresine gidersem gideyim, diz üstü bilgisayarımı taşıdığım çantamda her zaman bir kitap ve bir defter olacak! Bu konuda kararlıyım!


Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:
Madem ki Zekîyim, O Hâlde Kitap Okumama Gerek yok! (mu?)
Okumadan Yaşanır mı?
Araba Satın Almak, Kitap Satın Almaktan Daha Zor (mu?)
Kitaplardan neler Bekliyoruz?
Okuma Etkinliğinden Tasarruf Edilir mi? Kumdan kale yapılır mı?
Kitaplar Hep Aynı Şeyleri mi Söylerler?
Çok Kitap Okudum da Hayatım Değişti!
Kitaplarla Anılmak İsterim! Fena mı Ederim?
Kitaplar Teorik Şeyler midir?
Okumanın Bana Çocuklukta Kazandırdıkları
Çocuklar Okumayı Sevebilirler mi?


-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

1 comment: